Garsonluk

Eğer garsonluk yapmayı düşünüyorsan, bu işi merak ediyorsan veya halihazırda bu mesleği yapıyorsan senin için eğlenceli olma potansiyeli olan gözlemlerimi bu yazıda aktaracağım.

İlk önce neye dayanarak bu meslek hakkında gözlem yaptığımı söyleyeyim. İki farklı şirkette toplam bir yıldan fazla süre bu mesleği yaptım. Yani hizmet sektöründeki belirli başlı konulara hakimim.

İlk birkaç konuya bu mesleği yapmak isteyenler için değineceğim. Böyle bir amacın yoksa ilk konuları atlayıp direkt gözlemlerime geçebilirsin.

Garsonluk mesleğini icra edenlerin yaş skalası

Garsonluk mesleğini icra eden kesime baktığımız zaman genelinin öğrenci olduğunu görürürüz. Ben de öğrenciydim ve mesai arkadaşlarımın hemen hemen hepsiyle yaşıttım. Eğer sen de 18-25 yaş aralığında isen mesai arkadaşların da büyük ihtimalle o yaşlarda olacaktır. Gel gelelim iş tanımına.

Garsonluğun iş tanımı

Garson demek servis elemanı demektir lakin çalıştığın restoran veya kafede asla ve asla servis elemanı olarak kalmazsın. Bunu bilmeni istiyorum çünkü ben çalıştığım kafelerde tesisatçı, bahçıvan, hamal, temizlikçi, çocuk bakıcısı gibi birbirinden farklı roller üstlendim ve bu işi yapan tanıdıklarımın hemen hemen hepsi aynı durumdan muzdaripler.

Kıdem meselesi

Eğer tecrübeli değilsen ilk başta komi olarak başlarsın. Yani müşterilerle bire bir iletişimden ziyade arka plandaki işleri yaparsın/yaptırtırlar. Kafede veya restoranda en yetkili kişi patrondur. Patronlar genelde ara sıra işletmeye uğrarlar. Ondan sonra yetki sırası kafe müdürü>salon şefi>varsa muhasebeci>en uzun süredir çalışan garson>garsonlar>komiler şeklindedir.

Garsonluk zor mudur?

Bu çok göreceli bir soru olmakla beraber eğer net bir cevap istiyorsan evet garsonluk zordur. Çünkü hizmet sektörü başlı başına insan memnuniyeti üzerine kurulmuş bir sektör. Bu yüzden bir yandan insanların memnuniyeti için uğraşırken bir yandan şeflerle, bir yandan patronla ve bir yandan da kendinle uğraşmak zorundasın.

Mesai genelde on saattir. Yemek ve kısa molaları çıkardığımız zaman en az yedi saat ayakta durman gerek. At olmadığımıza göre bu bizi zorlar. İlk bir hafta senin için zor geçecektir bu ayakta durma meselesi yüzünden. Ondan sonra alışırsın. Eve gittiğinde bacaklarını en az otuz derecelik bir açıyla yukarı kaldırıp dinlenmelisin. Varis olmanı istemem sayın okur.

Garsonluk yapmak için hangi özelliklere sahip olman gerek?

  • Lüks kafelerde çalışacaksan elin yüzün düzgün olmalı
  • Sinirlerine hakim olmalısın
  • Bedenen güçlü olmak (7 saat ayakta kalabilecek kadar)
  • Ağzın laf yapmalı (herkese karşı en önemli silahın)

Gözlemlerim

İşin en eğlenceli kısmı olan müşteri gözlemlerine geçmeden önce çalışanlar hakkındaki gözlemlerimi dile getireceğim.

Birçok insan tanıdım annesi babası bir bardak su istese getirmeyecek olan. Bu bahsettiğim insanlar genelde küçükken şımarık büyütülmüş, dünyayı toz pembe zanneden insanlar. Bir gün hayatın gerçekleriyle karşılaşıp garsonluk yapmaya başlıyorlar -belki sen de bunlardan birisindir- ve o zaman görebiliyorum yaşadıkları ezilmişlik duygusunu. Yeri geliyor üç dört defa bir ürünü getirip götürdüklerinde tek bir masaya, egoları paramparça oluyor.

Ladies and gentlemen!

Hayat o kadar kısa ki ve siz o kadar samandan konulara kafalarınızı takıyorsunuz ki… Büyük resmi görün ve doya doya yaşayın. Üzülüyorum size. Velhasıl kimilerinizde boş egolara o kadar çok rastlıyorum ki zaten bu ayrı bir yazının konusu. Konuyu sapıtmayalım işte bu egolarınızın kırılışı bana histerik bir zevk veriyor.

O yüzden işe yeni başlayan garsonlarda çok rastladım bu duruma. Egolarından arınıp bu işi yapmaya başlarsan emin ol bu süreç senin için daha kolay geçecektir.

Kafeye gelen müşteriler hakkındaki gözlemlerim

Bu işe bir yıl dayanabildiysem, gözlem yapma fırsatının bu kadar çok oluşundandır. National Geographic belgeselleri izler gibi sizleri izledim sayın okular oturduğunuz kafelerde…

O kadar çok müşteri tipi var ki anlat anlat bitmez. Belli başlılarını hemen anlatayım sana.

Liseli ergenler: Bu gruptakiler genelde hemcinsleriyle kafeye gelmezler. Çift olarak gelirler, kenarda köşede oturup el ele tutuşurlar. Kafenin durumuna göre olaylar gelişmeye devam edebilir.

Sabah kuşları: Diyelim ki mesain sabah sekizde başlıyor. Bir kış mevsimi, hava karanlık, soğuk ve puslu. Yatağından zorla kalkıp kafenin önüne sekizi beş geçe geldiğinde seni bekleyen müşteri var ya. Ha işte budur. Yorumu sana bırakıyorum.

Gece kuşları: Kapanış saati tabelada koskoca 00:00 yazıyor ve patronun müşteriler kalkmadan kafeyi kapatmak yasak diye bir emri var. Bu insancıklar kalkmak bilmiyor ama. İşte bunlar onlar ve yorumu sana bırakmıyorum bunlar hakkında çünkü ben içimden yorumluyorum onları. Eyyy… tamam şaka şaka. Eğer burayı okuyorsan gözünü seveyim hiçbir yerde kapanış saatinden sonra durma. Çünkü adam on on iki saattir orda ve mesaisi bitmiş olmasına rağmen onu orada bekletiyorsun.

Çifte kumrular: Liseli ergenleri de bu sınıfa sokabiliriz ama daha aklı başındaki insanlar için haksızlık olur. Kulak misafiri olursan istemeden, ilişkiler hakkında çok şey öğrenebilirsin.

Kekolar: Şahinle 300 yaptıklarını, on kişiye karşı nasıl dövüştüklerini falan hararetli bir şekilde anlatırlar. Ya da ”karı-kız” muhabbeti yaparlar kendi aralarında. Çaydan başka bir şey içmezler ve nargile kafede çalışıyorsan seri köz durma hadi!

Normal müşteriler: Diğer müşteri tiplerini yazmaya üşendim şimdi. Geri kalan müşteriler bu müşteri tipine dahildir. Sınav kağıdı dolduruyorum gibi hissettim kendimi.

Kafede garsonluk yaparken başıma gelen olaylar

Birçok olay var ama bir üzücü, bir komik ve bir de absürt olay anlatacağım sana.

Üzücü olay:

Çifte kumrular diye tabir ettiğimiz bir çift oturdu masaya. İlk etapta çift zannetmiştim ama dikkatli bakınca olayda bir terslik olduğunu anladım. Kafe sessizdi ve biraz kulak kabarttım onlara. Burayı okuyorsanız affedin beni. Her neyse, delikanlımızın ceketinde tek taş yüzük var. Bir eli ceketinin içinde ve kızın içine girmiş nerdeyse. Gözlerini kırpmadan kızı dinliyor, seyrediyor. Tam o arada kız bak sana ne anlatacağım diye girdi olaya ve hoşlanmaya başladığı çocuğu anlattı anlattı anlattı ve en son olayların gelişiminden evliliğe girdi. Evlenmeyi düşünüyoruz dedi. Farkındayım çok garip bir durum. Galiba çocuk kendi kendine gelin güvey olmuş ama yüz ifadesi çok acıklıydı. Elini cebinden çıkarıp bir demli çay söyledi. Unutulmadın demli çay içen adam.

Komik olay:

Kafemize arada sırada gelen bir kadın vardı. Hayat tarzı garipti baya. Minimalizmi ya doruklarına kadar yaşıyordu ya da giyiniş tarzı öyleydi ama çok eski solmuş renkli kıyafetler giyiyordu. Küçük kızına da aynı şekilde giydiriyordu. Bu arada kadının fakirlikten böyle giyinmediğini net biliyordum çünkü takıldığı kişiler şehrin ileri gelen insanlarıydı. Her neyse işe yeni başlayan bir arkadaş bu kadının kızını dilenci zannedip oyun parkından alıp dışarıya atmış. Kız dışarıda bağırıyor, arkadaşım almıyor içeri. Kızın annesi koşup geldi arkadaşıma bağırdı ne yapıyorsun sen diye. Arkadaşım da hanımefendi, dilencileri alamıyoruz içeriye maalesef deyince… Sonrası kaos, karmaşa…

Komik miydi?

Absürt olay:

Bir çift geldi kafeye, iki tane de çocukları var. Toplam iki tane sahlep dört tane de pasta yediler. Adam hesabı ödemeye giderken cüzdanından sadece 20 lira aldı ve kasaya gitti. Hesap 90 küsür lira gelince, kadın bardakların dibinde kalan sahlepleri paket yapar mısınız dedi baristaya. Barista sıvıları koymak için kabımız yok deyince kadın pasta kabına üç dört damla sahlebi paket yaptırdı. Zevkle izledim o anları. Psikolojinize hastayım.

Garsonluğun insana kattıkları

  • İnsan sarraflığı
  • İletişim ve ikna becerileri
  • Sosyal fobiyi yenme
  • Pastalar kahveler vs hakkında genel kültür ve damak zevki

Garsonluğun insandan aldıkları

  • Ego
  • Bacaklar
  • Stres
  • Uyku düzensizliği
  • Sosyal hayatın bitme noktasına gelişi

Eklemek istediğin bir şey varsa aşağıdan yorum yapabilirsin.

Etiketler:

2 Yorumlar

  1. Tesettürlü Elbise 12 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 12 Mayıs 2019

Bir yanıt bırakın