Motosiklet kazası geçirmek

Motosiklet kazası geçirmekle ilgili bir yazı yazmam için motosiklet kazası geçirmem lazımdı sanırım. Ben de sırf bu yazıyı yazabilmek için kaza yaptım. Şimdi bu yazıyı yazıyorum.

İnandım deme bana. O kadar aptal değilim. Sadece bu ülkede motosiklet kullanıcısı olup da kaza geçirmemeyi başarabilen nadir kullanıcıdan biriydim ki beni de elediler.

Tahmin edebildiğin gibi henüz ölmedim. Başka sefere artık. Fazla ciddi bir şeyim de yok kırık çıkık gibi. Sırtım, kolum ve bacağımda soyulmalar ve ezikler var sadece.

Gel gelelim kazanın nasıl olduğuna. Kavşakta yeşil ışığın yanmasını bekliyordum ve kulağımda Müslüm Gürses’in affet şarkısı çalıyordu. İş çıkış saatleri olduğu için trafik baya yoğundu ve yavaş akıyordu. Ben de sıkılmamak için müzik dinliyordum. Yoksa dikkatli sürüş yapmam gereken yerlerde ve zamanlarda pür dikkat kullanırım. Neyse yeşil ışık yanınca geçtim, tam o sırada artık edilmesi gereken küfürleri sana bıraktığım o şahıs aşırı hızla gelirken ışıklarda duramamış ve ben geçerken bamm!

Ölümle en çok burun buruna geldiğim anlardan biriydi. Belki de en kallavisiydi.

İlk önce kaputa çarptım, oradan amele sümüğü gibi arabanın ön camına yapıştım ardından havada iki takla atıp bir on metre kadar sürüklendim. Sürüklenirken de affet şarkısının sonlarında gelen o fon müziği araya girdi. Ağır çekimde kendimi dışarıdan veya bir sinema sahnesinden izliyormuşum gibi hissettim.

Tüm bunların olması iki saniye bile sürmese de insan ölüme yaklaştığı o an çok garip oluyormuş gerçekten. Çünkü o iki saniye içinde en az milyon tane şeyi anda anda düşündüm. Bir yandan diyorum ki buraya kadarmış ama benim ölümüm daha anlamlı bir şeyden olmalıydı, bir yandan tarayıcı geçmişimi kim silecek şimdi diye düşünmeler falan derken velhasıl çok şey düşündüm işte.

Sonra diyaframıma da darbe aldığım için 30-40 saniye kadar nefessiz kaldım ve başıma bir ton insan birikti. Birisi geliyor açılın ben hemşireyim diyor, birisi geliyor ben doktorum diyor, birisi ben polisim diyor… Bana yardım etmekten ziyade sanki orada bir statü savaşı dönüyor gibiydi.

Neyse ilk yardımı sağolsun doktor hanım yaptı, boynumu falan sabitledi ambulans gelene kadar. O arada nefes alışverişlerim de düzene girdi, konuşabilmeye başladım. Kim o bana vuran diye bağırdım. Yerden bile kalkamaz bir halde iken neden böyle bir tepki verdim bilmiyorum ama sinirliydim galiba o an. Bazen haşin ve sert yanım ortaya çıkıyor işte ne yapalım. (smile)

Bir tane kıvırcık saçlı kız vardı boynumu tutuyordu, geçecek dayan tarzı bir şeyler söylüyordu sanırım tam hatırlayamıyorum şu an. Beni ambulansa bindirirlerken şalını üzerime örtmüştü. Eğer okuyorsan burayı şalın bende ve teşekkür ederim.

Ben hastanede tomografi çekilirken adam polise suçunu direkt itiraf etmiş, etmese bile mobese kameraları vardı kavşakta zaten. Ve bir sürü şahit vardı.

Fazla büyük bir miktar olmasa da tazminatımı aldım o yüzden.

Önemli bir şeyim çıkmadı, yaralarım pansumanlandı, iki gündür ayağımın üzerine tam basamadan yürüyorum falan. Böyle atlattık şimdilik.

Motosiklet için para biriktiriyordum. Malum eli yüzü düzgün ve beni tatmin edebilecek potansiyelde sahip bir motosiklet için çok para lazımdı ve o yüzden harcama yapmıyordum fazla. Sadece kaskım vardı. Baş kısmımdan hiç darbe almadım o yüzden. Ama ekipmanlarım tam olsa hiçbir şey olmamış gibi oradan kalkabilirdim buna emindim.

Başlarım eli yüzü düzgün motosikletine dedim ve gidip baştan sona kendime ekipman aldım. Alacağım motosiklet fazla cafcaflı olmayacak, bütçenin hatırı sayılır bir kısmına ekipman aldım çünkü.

Akılsız başın kahrını ayaklar çeker sözündeki durumu ben yaşadım, sen yaşama. Git ekipmanını giy ki uf olmayasın.

Bu arada arabanın fotoğrafını ara ara açıp ulan taş gibi vücudum varmış arabayı ne hale getirmişim he diyorum.

Etiketler:,

Bir yanıt bırakın