Otomatik Portakal Hakkında

Otomatik portakal hakkında yorum yapmadan önce, kitabın yazarı Anthony Burgess hakkında konuşalım biraz. Çünkü bu adamın hayatında dönüm noktası sayılabilecek kadar değişik bir olay var.

Yazarımıza ameliyat edilemez bir beyin tümörü tanısı koyuluyor ve bir yıl içinde öleceği söyleniyor. Yazarımız da tabi fedakar bir adam. Ben ölürsem karım geçinemez, öyle bir yol bulayım ki ben öldükten sonra bile karım geçinebilsin diyor ve bir yıl içinde 5-6 tane kitap yazıyor ve bir yıl geçiyor, yazarımız ölmüyor. Tabi ben neden ölmüyorum diye gidip doktorun yakasına yapışıyor. Tekrardan tetkikler yapılıyor ve anlaşılıyor ki yanlış bir teşhis koyulmuş ve yazarımız ölmeyecek. Ondan sonrası güllük gülistanlık zaten ama burada değinmek istediğim nokta, yazarımız tamamen ticari kaygılar güderek bu kitapları yazıyor ama buna rağmen içi boş kitaplar değil. Ortada bir kabiliyet söz konusu. Bu yüzden takdir ediyorum Anthony Burgess’i. Her ne kadar beni duymasa da.

Otomatik Portakal’ın konusu

Dikkat! Spoiler Çıkabilir.

Gel gelelim Otomatik Portakal’ın konusuna. Alex isminde henüz on beş yaşında bir delikanlımız var. Alex’in yanında da üç tane daha delikanlımız var ve bunlar gündüzleri sütlerini içip okula giderken, geceleri ise soygun, tecavüz, adam yaralama, cinayet gibi amansız suçlar işliyorlar. Bir gün Alex yakalanıyor ve hapse giriyor. On beş yıl ceza yiyor ama yeni bir ıslah projesi kapsamında iki haftalık bir tedavi görüyor ve serbest bırakılıyor. Bu ıslah yöntemi bir dizi psikolojik işkencelerden oluşuyor ve müziğe son derece düşkün olan karakterimiz, serbest kalınca müzik bile dinleyemez bir hale geliyor. Sokaklarda dayak yiyor, ailesi tarafından reddediliyor ve inşaatlarda çalışıp türkü söylerken meşhur oluyor. Şaka şaka. Böyle şeyler Türk filmlerinde olur ancak.

Alex eskiden karısını öldürdüğü bir yazarın yanına sığınıyor, sonra kendini atıyor pencereden falan filan… Olayları yazarken içim bunaldı. Birçok olay var işte, kitapta sürekli aksiyon içindesiniz.

En sonunda ise uslanmaz ve asi bir serseri olan Alex evlilik hayalleri kurmaya başlıyor. Ne yaşadın sen Anthony amca bunları yazacak kadar?

Benim yorumum

Kendi yorumumu böyle büyük başlık altında yazınca kendimi çok önemli hissedip mutlu oluyorum. Teşekkürler.

Öncelikle bu kitabın insana derin dersler verip, edebiyat kastıran, hayatının kitabı olur diyecek kadar anlamlar ihtiva eden bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ortamlarda hayatımın kitabı falan demeyin yani sakın. Rezil olursunuz. İbret aldığınıza göre devam ediyorum. Kitap çok kalın olmadığı ve dili de sokak dili tarzında olduğu için bir oturuşta bitirebileceğiniz, okurken zevk alıp eğlenebileceğiniz bir kitap. Dilinden bahsetmişken aklınızda canlandırabilmeniz için size kitapta geçen bazı kelimeleri listeyeyim hemen;

  • Çakozlamak
  • Dikizlemek
  • Kanser (sigara yerine kullanılıyor)
  • Zumzuklamak
  • Marizlemek
  • Cavlağı çekmek
  • Nalları dikmek
  • Tozutmak
  • Bok püsür

Kelimeleri de gördüğünüze göre aklınızda az çok şekillenmiştir kitap. Okuyup okumamak size kalmış. Boş vaktiniz varsa ve çerezlik bir şeyler okumak istiyorsanız ben tavsiye ederim.

Bu arada ben kitap okurken elimde sürekli kalem olur ve sevdiğim yerlerin altını, sevmediğim yerlerin üstünü falan karalarım ve bu kitapta altını çizdiğim sadece tek bir yer oldu. Onu da hemen paylaşıyorum seninle;

Her insan sevdiği şeyi öldürür.

Otomatik portakal, İş bankası yayınları.

Bir yanıt bırakın