Reklamcılığın Fiyaskosu ”Televizyon” Çöküş Dönemini Mi Yaşıyor?

Bunca yıldır reklam yayınlanan hatta reklam denen olguyla, çocukluktan itibaren ilk karşılaşmamızı onunla yaşadığımız bir platform olan televizyona neden reklamcılık fiyaskosu diyorum?

Reklamın saniyesine 4-6 bin lira para istenen, yani bu denli büyük paralar dönen bir platformun nasıl oluyor da çöktüğünü iddia ediyorum?

KDV katılmadan saniye başına istenen tutarlar.

Dilersen ilk önce televizyonu neden reklamcılık fiyaskosu olarak gördüğümü söyleyeyim.

Televizyon Neden Reklamcılığın Fiyaskosudur?

Diyelim ki bir ürün üretiyoruz ve bu ürünün reklamını yapmayı düşünüyoruz. Bunun için de bir miktar bütçe ayırdık ve bu bütçenin en etkili şekilde kullanılmasını istiyoruz. O zaman ne yaparız? Ürünümüz ile ilgilenen, yani satış yapma ihtimalimizin olduğu kesime reklam yaparak, hem bütçeden hem de zamandan tasarruf ederiz. Bunu reklamcılıktan ve pazarlamadan hiç anlamasanız bile bilirsiniz.

Ama gel gör ki hemen hemen bütün büyük firmalar bu kadar basit bir denklemin farkına varamıyorlar ve paralarıyla birlikte zamanlarını da ziyan ediyorlar. Akılda kalıcı bir örnekle pekiştireyim bunu hemen.

Biraz önce diyelim ki bir ürün üretiyoruz demiştim ya, bu ürün ped olsun. İsmini de Xped koyalım. Teknolojik bir şeymiş gibi oldu ama yapacak bir şey yok.

Neyse biz bu Xped’in ortalama 10 saniye reklamını yapmak için bir TV kanalına 60 bin lira para ödüyoruz ve TV izleyen kişilerin demografisine baktığımızda şunları görüyoruz;

  • Çocuklar
  • Menopoza girmiş kadınlar
  • Erkekler
  • Yetişkin kadınlar

Elimizde hedef kitlemiz gibi görünen yetişkin kadınları da bu Xped’i almaya ikna etmek o kadar kolay değil. On saniyelik bu reklamın çok yaratıcı olması gerek. Bir o kadar da inandırıcı.

O yüzden Google Adwords gibi oluşumları kullanmayı öğrenip, hedef kitlemizin ilgi alanlarını, yaş skalasını, cinsiyetini, coğrafyasını ve daha birçok özelliğini belirtip ona göre reklam versek çok daha verimli sonuçlar alırız.

Veya Türkiye’nin önde gelen kadın/moda sitelerinde tanıtım yazısı yazdırsak bize en fazla bin tl’ye mal olur. Çünkü web sitelerinde reklam yapmak televizyona nazaran çok daha ucuz ve verimli olacaktır. 60’ta 1’i kadar hem de.

Konumuz reklamcılık olmadığı için işin bu kısmını daha fazla uzatmayacağım.

Sonuç olarak

Televizyon reklamcılığı pahalıdır, reklamın kimlere yönelik olacağı seçilemediği için verimsizdir ve link ekleme vb. olanaklar olmadığı için yetersizdir.

Televizyon çağı kapanıyor mu?

RTÜK’ün sitesinden almış olduğum şu istatiğe bakalım ilk önce:

Burada net olarak görüyoruz ki her geçen yıl, televizyon izleme oranları biraz daha düşmüş. Bu saatten sonra ise bu düşüşün hızla devam edeceğini düşünüyorum.

Televizyon izleme oranlarının düşmesinin nedenleri

Bu kısımda söyleyeceklerim herhangi bir araştırmaya dayanmıyor olup, kişisel görüşlerimdir.

  • Türk Dizileri:

Daha fazla reklam alabilme çabası için uzadıkça uzatılan, eskimiş sakıza dönmüş senaryolar artık z kuşağına hitap etmemeye başladı. Çeşitli entrikalardan geçilmeyen, birbirinin kopyası samandan diziler nasıl ki benim dikkatimi hiç çekmiyor ise, başkalarının da dikkatini çekmemeye başladı. Black Mirror, Person Of İnterest, Breaking Bad ve sayamadığım daha birçok yabancı ve kaliteli dizinin yanında sönük kalan yerli diziler gittikçe popülerliğini kaybetmeye başladı, dolayısıyla bu da direkt olarak televizyon izleme oranlarına etki etti.

  • Reklamlar

Reklam verenler için bunun bir fiyasko olduğundan yukarıda bahsetmiştim ama sadece reklam verenler için değil, televizyon izleyenler için de bu bir fiyasko. Dizinin en heyecanlı yerinde girip, yarım saat bitmeyen reklamlara kim katlanır ki? Bunun yerine 5 saniye reklam izleyip YouTube videosuna kaldığınız yerden devam etmek varken. Veya aylık cüzi bir miktar karşılığında tamamen reklamsız, istediğiniz saatte izleyebileceğiniz, kaliteli içeriklere sahip olan Netflix benzeri platformları kim tercih etmez ki?

  • Yandaş Medya

İşin bu kısmına fazla girmeyeceğim, konuyu bilen biliyor zaten ama kim taraflı haber izlemek ister ki? Bunun yerine tarafsız haber yapan sitelerden, haber saatini beklemeden bir tık ile gelişmeleri takip edebilmek varken?

  • Kendini halktan görmeyen televizyoncular

İnternet yayıncılığı Türk Halk Müziği ise, Televizyon yayıncılığı Türk Sanat Müziğidir. Aradaki fark ise, televizyoncuların sanat yapmıyor oluşlarıdır.

Ne demek istiyorum?

Televizyoncularda henüz anlam veremediğim bir ego var. Dikkat etseniz sezersiniz. Yani kendilerini halktan görmeyen, samimiyetsiz kişilikler daha çok çıkıyor televizyon yayıncılığından.

Oysa internet yayıncılığında, dilediğiniz üslubu kullanıp dilediğiniz kitleye hitap edebildiğiniz için, onlarla iletişime geçebildiğiniz ve onlardan biri olduğunuz için samimiyeti daha kolay yakalayabiliyorsunuz. Bunun örnekleri YouTube’de mevcut.

”Kanalıma hoş geldiniz arkadaşlar” Diye YouTuber’ler ile dalga geçen televizyoncular bile bugün kendi YouTube kanallarını açtılarsa, bilin ki bu durumun onlar da farkında.

  • Z kuşağını anlayamamış dinozor içerikler

Her şeyi çabucak tükettiğimiz gibi formatları, esprileri de çabucak tüketiyoruz. Oysa TV programları bize hala bayat konuları ve bayat esprileri dayatmaya devam ediyor. TV yaşlı bir dede olarak kalırken biz bahçede top oynayan çocukluğumuza geri dönmüş bir nesiliz. Daha çok tutku, heyecan ve gizem istiyoruz.

12 Yorumlar

  1. erkan 10 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 10 Mayıs 2019
  2. merve 10 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 10 Mayıs 2019
  3. Yalçın 10 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 10 Mayıs 2019
  4. Tesettürlü Elbise 11 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 11 Mayıs 2019
  5. Cihan Doğan 11 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 11 Mayıs 2019
  6. Ali Akkuş 14 Mayıs 2019
    • Mert Özcan 14 Mayıs 2019

Bir yanıt bırakın