Türk Doğu Toplumu Üzerine

Baştan söyleyeyim, bu yazıyı biraz sivri bir dille yazacağım. O yüzden eğer dinci, muhafazakar, ırkçı veya dogmatik bir insansan ne beni yor ne de kendini uğraştır direkt çık buradan. Kimseye zorla bir şey okutmuyorum ve burası benim kişisel bloğum. O yüzden kimsenin nazını çekemem.

Atarımı da yaptığıma göre başlayabilirim. Öncelikle yapacağım yorumlar sadece Türk doğu toplumu üzerine değil, tüm ülkeyi kapsıyor ama özellikle doğuda bu tür durumları gördüğüm için başlığı bu şekilde belirledim.

Ben Malatyalıyım, Elazığ’da iki sene üniversite okudum. Diyarbakır, Mardin, Urfa, Erzurum gibi yerlerde bulundum ve buralardan birçok arkadaşlarım oldu. Yani oturduğum yerden element uydurmuyorum kaynak neresi diye soracak olursan.

Türk doğu toplumunda aile yapısı

İşe en temelden, aileden başlamak lazım. Çünkü coğrafyanın bir insanın düşünceleri üzerine olan etkisi nasıl tartışılamaz ise, kişinin ailesinin de söz konusu kişinin düşünce tarzı üzerine olan etkisi tartışılamaz.

Genelde doğu insanının ne kadar saygılı olduğundan, anneye babaya verilen değerin doğuda ne kadar güzel olduğundan bahsedilir. Oysa özgür düşünebilme yetisini yıkan başlıca nedenlerden birisi budur. Küçüklükten beri süregelen saygı saygı saygı, itaat itaat itaat, sus sus sus… gibi kişiyi bastıran empoze edici cümleler yüzünden doğuda yetişen bir kişi sorgulama, özgür düşünebilme, aileden bağımsız olma, kendi ayakları üzerinde durma yetisini genellikle kaybeder.

Aile içinde babalar çocuklarını belli bir yaşa geldikten sonra sevmezler. Canım oğlum/kızım gibi bir cümle duyman mümkün değildir eğer doğuda büyüdüysen. Çünkü baba otoritedir ve sevginin otoriteyi sarsacağını düşünür. Bu yüzden ebeveyn sevgisinden bihaber büyümüş kişi, yarın bir gün kendi çocuğuna da aynısını uygular.

Bu sadece doğu toplumu için geçerli değil. Ülkece çocuklarımızı sevgisiz yetiştirdiğimiz için bunun yansımasını sokaklarda çok rahat görebiliyoruz. Trafikte en ufak hata yapsanız elinde levye ile kafanızı kırmaya gelen birini görmeniz çok doğaldır bu yüzden. Vurmayı, kırmayı çok seviyoruz. Bir kedi köpeğin başını okşamaktan mahrum bırakıyor bu psikopatlık bizi. Çünkü küçükken başımız okşanmamış, sevgi kavramına yabancıyız.

Bir de çocuk kavramı var tabi. Yıl olmuş 2019, doğuda hala on tane çocuk yapan adam var. Sorsan Allah verdi der. Şimdi bu adamın doğum kontrolden bihaber olması, kendini geliştirmemiş olması kendisinin suçu mu, yoksa başkalarının suçu mu bu tartışılır ama on tane çocuk yapmanın doğru olduğunu, köpek gibi üremenin mantıklı olduğunu kimse gelip bana burada savunamaz. Ben burada konuşuyorum evet ama on kardeş isen alınmayasın bana çünkü ben onu bunu eleştirmekten çok en çok kendi ailemi de eleştirip gözlemlerimi ailem üzerinden de yapıyorum. En basitinden babamlar on kardeşler.

Bu on çocuk yapma, çocuğunu on sekizine basar basmaz evlendirme mevzusu kültür haline gelmiş bir de buralarda. İşin en garip ve tehlikeli olan yanı da bu zaten.

Nüfus konusu çok geniş çaplı ve üzerine derince düşünülmesi gereken bir konu olduğu için nüfus konusuna bu başlık altında değinmeyeceğim.

Türk doğu toplumunda kadın

Bir cenaze nedeniyle Malatya’ya gitmiştim. Ev baya kalabalıktı. Neyse biz misafirler yemeklerimizi yedik, sıra kaldırmaya gelince erkekler kalktı kadınlar sofrayı toplamaya başladı. Ben de kadınlara yardım ettim sofrayı falan topladım. Sonra birisi bana ”Sen erkek adamsın bırak kadınlar toplasın.” dedi.

Şimdi bu adama ne diyebilirsin, ne anlatabilirsin? Hiçbir şey. Çünkü olay sadece bir kişiden ibaret değil, koskoca bir toplumdan ibaret.

Ülkenin sadece doğu kesimi değil diğer kesimlerinden de hala bir kısım insan kadının oy kullanabilmesini, fikirlerini özgürce ifade edebilmesini, kadının kendisiyle eşit hatta bazen daha vasıflı, daha üstün olabilmesini sindirebilmiş değil ve içten içe kadını köleleştirmek istiyor ve benim bu konuda iki tane anlayamadığım nokta var. Birincisi; bir kadının fikirsiz, sadece ev işleriyle ilgilenen ve cinsel obje olması seni nasıl tatmin ediyor? Yani ölüden farkı olmayan bir kadınla beraber olmak sana nasıl mutluluk getiriyor nekrofili misin? İkincisi; bu durumda olmaktan hoşlanan kadınlar var. Şaka değil bu, bizzat şahit oldum. Kadın, bu durumu sindirmiş ve böyle kalmak istiyor. Ne yapılabilir ki, böyle kalmasına izin vermek ne kadar etiktir? Çok derin sorular.

Türk doğu toplumunda evlilik

Babaannem kendi evlilik hikayesini şöyle anlatır: ”17 yaşındaydım, tarlada çalışır, ev işlerine bakardım. Babam savaşta ölmüştü bana amcam bakıyordu. Bir gün evde bulaşık yıkarken amcam bana hazırlan seni verdim evleniyorsun dedi ve evlendim.”

Şaka değil eskiden kız, mal olarak görüldüğü için babası istediğine verir, fikrini sormazmış. Neyse ki şu an bunları aşmış durumdayız. Şu an kızın rızası sorulmadan evlendirilmiyor ama şimdi de hem kızın ailesinin hem de kızın gözünü para bürümüş durumda. Bu ülkece böyle. Huzurdan, mutluluktan ziyade kız, paraya kendini satar/satılır olmuş. Ben günümüzde boşanma oranlarının bu kadar artmasını buna bağlıyorum ve buna ”Beyaz yakalı sendromu” isimini verdim. Bunun hakkında yazacağım bir gün.

Düğünlerde genelde silahlar susmaz. Yakın zamanda buna el atıldı artık köy korucuları buna müsaade etmiyorlar ama yine de doğudaki düğünlerde bol miktarda silah ateşlendiğini görüyorum.

Ayrıca evliliklerde kaynana veya annenin ilişkiye müdahale ettiğine hatta ilişki üzerinde fazlaca kontrolü olduğuna şahit oldum. Bunu da kişinin aileden kopamaması, kendi kararlarını kendisinin verememesine bağlıyorum.

Türk doğu toplumunda istihdam

Türk doğu toplumu deyip duruyorum bunun farkındayım ama ülkece çok çeşitliliğe sahibiz ve her coğrafi konumun kendine has özellikleri var. Yoksa bir ayrımcılık yapma peşinde değilim. Zamanı gelince diğer bölgelere karşı yorumlarım da olacak.

Bahsettiğim gibi genelde her ailede birçok çocuk olduğu için bunların istihdam sağlaması zor oluyor ve doğuda sanayileşme, ülkenin batısına göre gelişmemiş olduğu için bu çocukların çalışabileceği yer sayısı da sınırlı oluyor. Sonrası göç. Doğudan batıya olan sürekli göçün nedenini de buna bağlıyorum.

Eskiden okumak bu kadar yaygın olmadığı için bu insanlar tarım ve hayvancılıkla uğraşırmış ve bir ailede ne kadar insan gücü varsa bu güç, ailenin kalkınmasında büyük rol oynarmış. Şimdilerde doğu tarım ve hayvancılık toplumu olmaktan sıyrılıyor. Çünkü gençler okuyor ve bu işi yapacak insan sayısı azalıyor. Aslında bu işleri de birilerinin yapması gerek iken beyaz yakaya kavuşma sevdası yüzünden ne doğru düzgün kimse beyaz yakalı oluyor ne de kaliteli tarımsal ürünle hayvan üretiliyor.

Türk doğu toplumu kültürü

Bahsettiğim gibi sadece ülkenin doğusundan ziyade ülkece asimile olduğumuz için, kültürümüz benzerlik gösteriyor.

Bir taraftan batının kültürü bir taraftan da doğunun kültürü bizi etkisi altına almış durumda.

Onun dışında dikkatimi çeken birkaç şey var. Eskiden doğudaki illerde bayramlarda misafire sigara ikramı yapılırmış ve normalde sigara içmesi hoş karşılanmayan kadınlar bile bayramda sigara içerlermiş. Kısaca sigara bir kültür meselesiymiş. Şimdilerde bu adet yok olmuş durumda. Açıkçası iyi ki de yok olmuş.

Kahvehane kültürü yaygındır. Erkekler akşamları evde durmazlar. Hatta bazı yerlerde bir erkek akşam evde kalırsa yadırganır. Kadınlar da ya ev işleriyle ilgilenir ya da misafir olurlar birbirlerine.

Tabi bunlar daha çok köylerde geçerli. Yoksa apartman hayatı ve şehirleşme bu tüm saydığım şeyleri de bir nebze yok ediyor.

Aklıma yeni şeyler geldikçe burayı güncelleyeceğim. Eğer eklemek veya söylemek istediğin bir şey varsa aşağıya yazabilirsin.

Etiketler:,

Bir yanıt bırakın