Yusuf Atılgan Anayurt Oteli

Daha önce Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ını okuyup hakkında birkaç şey yazmıştım buraya. Merak ediyorsan şuraya tıklayıp ona da göz atabilirsin;

Şimdi Anayurt Oteli’ne geçelim. Zebercet, Zebercet, Zebercet… Baş karakterimiz Zebercet. Sapık, sorunlu, katil, pis Zebercet…

Anlayacağın gibi kitap hayata toz pembe bakan bir kitap değil. İçinde cinayet, sapıklık, intihar gibi konular bolca bulunuyor.

Açıkçası ben de hayata toz pembe bakan kitapları pek sevmiyorum çünkü serseri ruhum kaostan besleniyor. Uç duyguları, uç olayları okumak hoşuma gidiyor. Yusuf Atılgan’ın kalemini biraz da bu yüzden seviyorum. Adam biraz bana yeraltının o rutubetli kokusunu tattırırken biraz freud oluyor çıkarım yapıyor biraz macera katıyor eserin içine ve okurken gerçek hayatın kışkırtıcı bir dönemini cımbızla seçip o anı yaşamış gibi oluyor insan.

Buradan sonrası hep spoiler

Anayurt Oteli’nin Konusu

Anayurt Oteli, birtakım betimlemeler ile başlıyor, ilk önce ortamı hayal edip benimsiyorsunuz. Hatta öyle betimlemeler var ki odadaki iki havlunun betimlemesi, ayrı başlık altında incelenmiş.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, olay bir otelde geçiyor. Otel’in sahibi Zebercet, bir de şimdi housekeeping dediğimiz odaları temizleyen ortalıkçı kadın var. Onun dışında otele öğrenciler, askerler, yolcular, fahişeler ve birbirinden tamamen farklı statüde insanlar gelip gidiyor. Zebercet’in gelen müşteriler üzerinde çeşitli gözlemleri var belki biraz da takıntılı gözlemler diyebilirim bu gözlemlere. Öyle ki çoğu geceler fahişelerin odalarının önünde durup onların seslerini dinliyor, müşteri olarak gelen güzel bir kadın gidince ortalıkçı kadına, o kadının odasını temizlememesini söylüyor ve kadının içeride unuttuğu havluyla mastürbasyon yapıyor defalarca… Bunun gibi küçük olaylarla ilerliyor genelde kitap.

Kitabın sonu da cinayetle bitiyor. Zebercet, ortalıkçı kadını ve otelin kedisini öldürüp en sonunda da kendini asıyor. Tabi olaylar böyle kuru kuruya gelişip gitmiyor. Kitabın olay örgüsünün içinde de ayrı olaylar var.

Aylak Adam’da da olduğu gibi pek fazla olay örgüsünün dikkat çekmemesine rağmen, kitabın psikolojik betimlemeleri ve genel gözlemleri insana lezzet veren cinsten.

Eğer yaşın çok genç değilse ve biraz yeraltı, biraz da boheme kaçan metinleri okumaktan zevk alıyorsan, Anayurt Oteli’ni sana öneriririm ve okumaya başlayınca bir solukta bitirirsin. Çünkü hacimce pek kalın bir kitap değil kendileri.

Gel gelelim alıntı meselesine. Bu kitapta Aylak Adam’daki kadar aforizma bulunmuyor. Daha yalın bir kullanılmış ama yine de altını çizdiğim bir yer oldu. Hemen paylaşıyorum seninle.

Yeryüzünde canlı kalmanın bir bakıma suç işlemeden olamayacağını bilmeyen, kendilerini suçsuz sanan insanlardan çekiniyor, utanıyordu.

Anayurt Oteli Yusuf Atılgan Can yayınları

Bir yanıt bırakın