Yusuf Atılgan Aylak Adam

Yusuf Atılgan’ın okuduğum ilk kitabı olan Aylak Adam hakkında konuşacağım bu yazımda. Spoiler içerebilecek olan yorumlarım kısmına geçmeden önce henüz kitabı okumadıysan, Aylak Adam’ı önerip önermeyeceğimi anlatayım sana.

Bu kitap/film önerme konusu karışık bir konu çünkü diyelim ki ben sana yeraltı edebiyatından birkaç öneride bulundum ve ben yeraltı edebiyatına bayılıyorum. Dostoyevski’ler, Bukowski’ler havada uçuşuyor velakin sen bilim kurgu seviyorsun. O zaman önerdiğim kitaplar senin için bir anlam ifade etmez. Ondan ötürü Aylak Adam’ın hangi kategoriye dahil olduğuna ve kimlerin okuması gerektiğine değineceğim.

Aylak Adam yani kısaca Bay C; kendi dünyasında yaşayan, toplumdan bir o kadar uzak ve topluma bir o kadar yakın bir birey. Büyük aksiyonları olmayan, sıradan görünümlü bir mirasyedi. Alttan alttan varoluşu sorgulayan umursamaz düşüncelere sahip ve B’yi arıyor.

Bu adamın yaşantısını ve psikolojisini merak ettiysen sana bu kitabı önerebilirim. Çünkü ben kendimden çok fazla şey buldum kitabın içinde. O yüzden Aylak Adam’ı bitirince yazarın diğer kitabı olan Anayurt Oteli kitabına başladım. Okumam bitince o kitap hakkındaki düşüncelerimi de senle paylaşırım.

Kitapta pek fazla olay örgüsü yok. Bay C’nin aşka bakış açısını ve aşkı yaşama tarzını görüyoruz çoğu sayfada. Eğer Albert Camus’un Yabancı’sını okuduysan hemen hemen benzer özellikleri olan karakterler.

Bay C bahsettiğim gibi zengin bir insan. Zaten aylaklığının temelini bu oluşturuyor. Ama bildiğimiz para hırsıyla tutuşan zenginlerden değil. Parasını çoğu olayı geçiştirmek için kullanıyor. Çok konuşan berberin masasına para bırakıyor ve tıraş bitene kadar konuşmazsan bu para senin diyor mesela.

Dilencinin gizlice sigara içişini gözlemliyor. Neden gizlice içtiğini sorguluyor, hatta gidip dilenciden sigara istiyor.

Basit yaşayıp karmaşık düşünüyor Aylak Adam.

Kitapta en sevdiğim kısım ise ismini soran kadına, insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır deyip bir sigara yakması ve ardından bak adımdan daha değerli bir bilgi öğrendin; sigara içtiğimi demesi oldu Aylak Adam’ın.

Kitap yaklaşık iki yüz sayfa ve sakin kafayla okursan olay örgüsünün çok da geniş olmamasına rağmen sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsun.

Ha zamanında Yusuf Atılgan’a birtakım eleştiriler gelmiş bu aylaklık meselesi yüzünden. Aylaklığın ithal bir duygu olduğunu ileri sürmüşler. Çünkü o yıllarda Türkiye’de genel tabirle varoluşçuluk ve varoluşsal sancılar dediğimiz kişinin varoluşu, kendini, toplumu sorgulaması ve toplumdan soyutlaşması gibi bir durum yokmuş. Bunun sebebi de o yıllarda gerek toplumsal gerek ikili ilişkilerimiz güçlü olduğu için kimse kendini boşlukta hissetmiyormuş. Ama Yusuf Atılgan’ın o yıllarda anlattığı aylaklığı bu yıllarda yaşayıp hissetmeye başlıyoruz. Çünkü tüketim çılgınlığı, ilişkiler de dahil olmak üzere her şeyi bir anda bitirme arzusu bizi bu hale sokuyor.

Kendimi bir an Fight Club’taki o uçak sahnesinde konuşma yapıyormuşum gibi hissettim ama neyse ki şimdi sakinim. Dağılabilirsiniz. Es geçtiğim bir konu varsa aşağısı seni bekliyor.

Bir yanıt bırakın